O güzel arabana binip kaçıp gidebilirdik mesela. Bu pek de sevmediğimiz “her şey”i bırakıp başka bir hayata gidebilirdik. Birkaç benzinlik, yorulan lastikler ve gri beton. Ben bütün yol, hiç uyumadan durabilirdim senin için. Ama bunun yerine, selam bile vermeden bitirdik oyunumuzu. Her şey yerine, birbirimize döndük sırtlarımızı. Sevmediğimizi iddia ettiğimiz ne varsa onların içinde boğulmaya devam etmeyi seçtik. Neyi neden yaptığımızı bilmediğimizi inkar etmemiştik en azından. Sen bende hep olduğun halde, benim sende hiç olmadığım gerçeği gibi.